Ücretsiz Online Eğitim Siteniz..İçeriklerimiz Yeni Müfredata Uygundur.

İNGİLİZCE DEYİMLER ENGLISH IDIOMS ÖRNEKLER

yanlış ağaca havlamak Barking up the wrong tree: yanlış ağaca havlamak, yanlış kişiyi suçlamak
Example
You are barking up the wrong tree, mum! I didn’t break the vase.
(Yanlış kişiyi suçluyorsun, anne! Vazoyu ben kırmadım.)


A bitter pill: Acı ilaç, acı reçete, beraberinde zorluklar getiren çözüm yolu
Example
He was a proud man. Begging for money from others was a bitter pill for him. (O, onurlu bir adamdı. Başkalarından para dilenmek onun için acı bir ilaç gibiydi.


bite off more than one can chew: çiğneyemeyeceğinden büyük lokma ısırmak, başından büyük bir işe girişmek
Example
He studies Medicine at university and works at a restaurant at the same time. I think he bites off more than he can chew.
(O aynı anda hem Tıp okuyor hem de bir restoranda çalışıyor. Bence başından büyük bir işe kalkışıyor.)



watch tvcouch potato: televizyon delisi, televizyon karşısında çok vakit geçirerek tembellik eden kişi
Example
My brother is a couch potato. He sits on the couch and watches TV eight hours everyday.
(Benim erkek kardeşim bir televizyon delisidir. O kanepede oturur ve günde sekiz saat televizyon izler.)


have eyes in the back of one’s head: kafasının arkasında gözü olmak
Example
My teacher has eyes in the back of his head. He never lets us cheat in the exams.
(Öğretmenimin kafasının arkasında gözleri var. Sınavlarda kopya çekmemize asla izin vermez.)


kill two birds with one stone: bir taşla iki kuş vurmak
Example
I will kill two birds with one stone this summer. I will visit my uncle in London and improve my English.
(Bu yaz bir taşla iki kuş vuracağım. Hem Londra’daki amcamı ziyaret edeceğim hem de İngilizcemi geliştireceğim.)


let the cat out of the bag: çuvaldaki kediyi salmak, gizli bir bilgiyi açık etmek
Example
We planned a surprise party for Julia, but her father let the cat out of the bag. So now she knows.
(Biz Julia için sürpriz bir parti planlamıştık ama babası durumu açık etti.O artık biliyor.)


a piece of cake: kek gibi, çok kolay
Example
The project was a piece of cake. It only took me two hours to finish it.
(Proje kek gibiydi. Bitirmek sadece iki saatimi aldı.)


lose mind: aklını kaçırmak / oynatmak
Example
Have you lost your mind? You cannot swim in the sea in winter.
(Sen aklını mı kaçırdın? Kışın denizde yüzemezsin.)


new blood: taze kan, yeni üye ya da yenilik getiren yeni bir kişi
Example
We are losing in every match. We need some new blood in the team.
(Her maçta kaybediyoruz. Takımda taze kana ihtiyacımız var.)


futbolculegend in own time: zamanının efsanesi, yaşadığı dönemde çok ünlü olan kişi
Example
The footballer was a legend of his time.
(O futbolcu, zamanının efsanesiydi.)


ingilizce deyimler idiomsto be bored to death: ölümüne sıkılmak, canı çok sıkılmak
Example
I have nothing to do. I am bored to death.
(Yapacak hiçbir işim yok. Ölümüne sıkılıyorum.)


throw in the towel: havlu atmak, pes etmek.
Example
I don’t think I can win, so I’m going to throw in the towel.
(Kazanabileceğimi sanmıyorum, bu yüzden havlu atacağım.)


keep an eye on: göz kulak olmak, takip etmek
Example
Can you keep an eye on my daughter when I’m out?
(Ben dışardayken kızıma göz kulak olur musun?)


yardım etmekgive someone a hand: birine el vermek, yardım etmek
Example
This bag is too heavy. Can you give me a hand to carry it?
(Bu çanta çok ağır. Taşımama yardım eder misin?)


yorum yaz

İngilizce Konu Anlatımı » İngilizce Deyimler ve Örnekler için yapılan yorumlar


Twitter Google Yorum